Soru-Cevap

PANSUMANDAN BEKLENEN YARARLAR NELERDİR ?
Pansuman, gaz ve su buharinin disariya geçisine izin vermeli, disardan içeriye oksijen geçisine izin vermeli, fakat bakteri geçisine izin vermemelidir.
Pansuman, açik yarada nemliligi korumalidir. Canli dokularin canliligini korumalari ve üremeleri ancak nemli ortamda mümkündür. Aksi takdirde açik yaradaki sivi kayiplari, dokularin kuruluguna yol açar, kuruyan dokular canliligini kaybeder (nekroz). Bu sekilde olusan nekrotik dokular bakterilere üreme ve siginma ortami yaratir.
Pansumanin emici (hidrofil) özelligi olmalidir. Bu özelligi ile pansuman, yara yüzeyinde, yara bosluklarinda ve doku araliklarinda bakteri üremesini kolaylastiran besleyici sivilarin birikmesinin önüne geçer. Ayrica enfekte yaralarda bakteri ve ürünlerini (toksin) yara yüzeyinden uzaklastirir. Sonuçta yara kisa sürede ameliyata hazir hale gelir.
Diyabetik Ayak için PansumanPansuman, isi kaybinin önüne geçmelidir. Optimum iyilesme 37°C – 39° C arasinda olur. Açik yarada deri yokluğu nedeniyle isi kaybi fazladir. Düsük isida hücre üremesi durmustur, damarlarda vazokonstrüksiyon olur, lokal direnç bozulur, bakteri faaliyeti artar, enfeksiyon hiz kazanir.

Uygun pansuman altinda, lökositler yara derinliklerine kaçmaz. Yara yüzeyine gelerek, bakterilere karsi daha etkili olur. Ölü dokularin (nekroz) fagositoz yoluyla yok edilmesi hizlanir.

Uygun pansuman, ölü dokularin uzaklasmasini (debridman) hizlandirir.
Pansuman, degistirme sirasinda doku ve hücrelere zarar vermeden yaradan kolayca ayrılmalıdır.
Pansuman, ucuz olmalidir.

ANTİSEPTİK MADDELERİN YARA TEDAVİSİNDE YERİ VAR MIDIR ?
Antiseptik maddeler mikroplari yok etmek için haricen kullanilan maddelerdir. Geçmiste tentürdiyot, potasyum permanganat, hidrojen peroksit, merkürokrom, rivanol gibi antiseptik maddeler kullanilirken, günümüzde heksaklorofen grubu (savlon, zefiran vs.) povidon-iyot (batikon, betadin vs.) gibi antiseptikler tercih edilmektedir.

Antiseptik maddelerle ameliyathane temizligi yapilmakta, cerrahlar ellerini ve ameliyat alanlarini yikamaktadir. Derimizin dis kismi (epitel dokusu) çok dayanikli bir dokudur. Bu yüzden saglam deri antiseptik solüsyonlardan zarar görmez. Oysa açik yarada, deri örtüsünden yoksun, açikta kalmis dokular dis etkilere ve antiseptik solüsyonlara karsi çok hassastir. Diyabet, radyasyon, dolasim bozuklugu gibi bir takim özel durumlar hücre ve dokularin yasam gücünü azalttigi için antiseptik solüsyonlara hassasiyet daha da artmistir.

Antiseptik Maddeler

Antiseptik Maddeler

Açık yarada enfeksiyon etkenlerini yok edecegiz diye, antiseptik maddelerin kullanimi mikroorganizmalardan önce kendi dokularimiza zarar verir, hatta onlarin ölümüne yol açar. Canliligini her ortamda sürdürebilen mikroorganizmalar ise antiseptik madde kullanimindan fazla etkilenmez.

Benim 25 yildir dilimden düsmeyen kaliplasmis bir söz var; “Yaraya tatbik edeceginiz maddeyi önce kendi gözünüze sürünüz, eger rahatsizlik vermiyorsa yaraya tatbik edebilirsiniz.”

Bu sözler, yaraya hoyratça yaklasanlara kaba bir tepki gibi görünse de ben, insafli bir ölçü kullandigimi ve bugün açik yaraya haksizlik ettigimi bile düsünüyorum. Çünkü, gözümüze tatbik ettigimiz maddeleri bile açik yaraya kullanirken temkinli olmaliyiz. Nedenler ortada, deneyerek daha iyi görme ve anlama olanagi var. Gözümüz disa açik bir organ, zararli maddelere karsi hazirlikli ve donanimli. Örnegin ter, sabunlu su, alkol, savlon, batikon gibi maddelerden birinin göze ulastigini varsayalim;

  • Göz yaşı akışı birdenbire artar, zararli maddeyi sulandirir ve gözden uzaklastirir.
  • Göz kapaklari hizla açilip kapanarak zararli maddelerin göze ulasmasina engel olur, ulasanlarin da hizla uzaklasmasina yardimci olur.
  • Bu çabalar yetmezse gözümüzde agri olur. Agriyi hafifletmek için gözümüzü yikariz.
  • Bunlar yetmezse göz doktoruna gideriz. Ayni maddelerden birinin açik yaraya ulastigini düsünelim;
  • Normal yapida duyusal sinir uçlari deride sonlanir. Bu yüzden derimiz çok hassastir. Oysa açik yarada deri kaybi oldugu için yara tabani duyu reseptörlerinden mahrumdur. Bu nedenle bu yaralar yeteri kadar duyarli degildir. Tatbik edilen toksik maddelere karsi agri reaksiyonu zayiftir.
  • Hücre ve dokularin antiseptiklere karsi kendini koruma olanagi yoktur. Diyabetik ayak yaralarinda, radyasyon yaralarinda, varis ülserlerinde yaranin canliligi (viabilitesi), kanlanmasi toksik etkiyi atlatacak kadar güçlü degildir.Her ülkede akademik mükemmelligi kabul edilmis bir kitaptan (2) bir paragrafi aktarmak istiyorum; “Debridmandan sonra yara pansumani devamli tartisma konusu olmustur. Bununla birlikte göze uygulamayacagin hiçbir maddeyi yaraya uygulama ilkesine uyulursa, pansumanin yara iyilesmesine verdigi zarar engellenmis olur…. Pansumanlar yarayi nemli tutarsa iyilesme için uygun bir ortam saglanir. Dakin’s solüsyonu, hidrojen peroksit, % 10’luk iodin solüsyonlarinin hepsi (betadin, batikon vs.) dokuya toksiktir ve kullanimlari artik dogru degildir”. Benim antiseptik madde kullanimina karsi tutumum belli ve 25 yildir bu tutum degismedi. Sizler polikliniklerde, bir takim yara tedavi merkezlerinde yaranin nasil ve kimler tarafindan tedavi edildigine bakarak karar veriniz.Ben, burada, yaralarin temizliginde ve pansumaninda antiseptik madde kullaniminin mantiginin da, bilimsel bir dayanaginin da olmadigini bir kez daha vurgulamak istiyorum.
Page 3 of 3 1 2 3